|
Tweet |
SİYASET SEÇİMDEN SEÇİME YAPILMAZ
Teşkilatların siyasi partilerin halkla kurduğu en güçlü bağ olduğunu ifade eden Saklı, vatandaşın yalnızca oy istenecek kişi olarak görülmemesi gerektiğini vurguladı.
Saklı, “Seçim yaklaştığında kapı kapı dolaşıp seçim bittikten sonra vatandaştan uzaklaşan bir siyaset anlayışını doğru bulmuyorum. Teşkilatlar her gün sahada olmalı, milletimizin sevincini de sıkıntısını da paylaşmalıdır. Siyaset makam odalarında değil; pazarda, fabrikada, tarlada, okul kapısında ve esnafın dükkânında hayatın gerçekleriyle buluşmalıdır” dedi.
HER KESİM DOĞRUDAN DİNLENMELİDİR
Vatandaşın yaşadığı sorunların bölgelere ve meslek gruplarına göre değişebildiğine dikkat çeken Rauf Saklı, teşkilat çalışmalarının planlı ve kapsayıcı biçimde yürütülmesi gerektiğini söyledi.
Saklı, “Bir bölgede çiftçinin üretim maliyeti öne çıkarken başka bir yerde işsizlik, kira veya ulaşım sorunu yaşanabiliyor. İşçinin, emeklinin, kadınların, gençlerin ve engelli vatandaşlarımızın beklentileri doğrudan kendilerinden dinlenmelidir. Milletin sofrasına dokunmadan hayat pahalılığını, esnafın kapısından girmeden ekonomik sıkıntıyı anlayamazsınız” ifadelerini kullandı.
SAHADAKİ SORUN POLİTİKAYA DÖNÜŞMELİDİR
Teşkilatların yalnızca ziyaret gerçekleştiren değil, sahadan elde ettiği bilgileri düzenli biçimde raporlayan yapılar olması gerektiğini kaydeden Saklı, bu raporların politika önerilerinin hazırlanmasında esas alınmasının önemini belirtti.
Saklı açıklamasını şöyle tamamladı:
“Vatandaşı dinlemek kadar duyduklarımızı çözüme dönüştürmek de sorumluluğumuzdur. İl ve ilçe teşkilatları sahadaki talepleri kayıt altına almalı, çözüm önerileriyle birlikte ilgili merkezlere ulaştırmalıdır. Masa başından konuşan değil, milletle birlikte düşünen ve çalışan bir teşkilat anlayışına ihtiyaç var. Kapılar herkese açık olmalı; teşkilatlar vatandaşın yanında, emeğin ve adaletin sesi olmaya devam etmelidir.”