|
Tweet |
“Denetim başka, siyasi baskı başka”
Kamu görevi yürüten herkesin denetlenmesinin demokratik sistemin doğal bir unsuru olduğunu ifade eden Demirel, belediyelerle ilgili herhangi bir usulsüzlük iddiasının hukuk çerçevesinde araştırılabileceğini ancak soruşturmaların siyasi bir baskı aracına dönüşmemesi gerektiğini dile getirdi.
Demirel, “Devletin kurumları elbette görevini yapacak. Bir suç iddiası varsa delilleriyle ortaya konulmalı ve yargı süreci işletilmelidir. Ancak bunun yanında insanların peşinen suçlu ilan edilmemesi ve seçmen iradesinin de yok sayılmaması gerekiyor” dedi.
“Hukuka güven yeniden güçlendirilmeli”
Türkiye’de adalet duygusunun güçlendirilmesi için herkesin aynı hukuk kurallarıyla karşı karşıya kalması gerektiğini vurgulayan Demirel, siyasi geçmişi veya mevcut siyasi konumu nedeniyle kişiler arasında farklı uygulamalar yapılmasının toplumdaki güven duygusunu zedelediğini söyledi.
Demirel, “Türkiye’nin artık kutuplaşmayı değil, adaleti konuşması gerekiyor. İktidara yakın olan da muhalefette bulunan da aynı hukuk düzeninin içinde olmalı. Hukukun üstünlüğü bir kesimin değil, toplumun tamamının güvencesidir” ifadelerini kullandı.
“Sandığın mesajı dikkate alınmalı”
Seçimlerin yalnızca oy verme gününden ibaret olmadığını belirten Demirel, vatandaşların sandıkta ortaya koyduğu tercihin kamu yönetiminde dikkate alınması gerektiğini kaydetti.
Demirel, “Vatandaşın verdiği oy demokrasinin temel dayanağıdır. Seçilmiş yöneticiler hakkında hukuki süreçler yürütülebilir ancak bu süreçler demokratik iradeyi değersizleştirecek bir görüntü oluşturmamalıdır. Türkiye’nin ihtiyacı olan şey; herkes için eşit hukuk, şeffaf yönetim ve güçlü bir demokrasi anlayışıdır” diye konuştu.