|
Tweet |
Türkiye’de yoksulluğun farklı boyutlarıyla giderek daha görünür hale geldiğini belirten Çoşkun, çocuk yoksulluğu ve çalışan yoksulluğu kavramlarının toplumsal hayatın önemli sorunları arasına girdiğini ifade etti.
Çoşkun, “Açlık sınırının 36 bin lira, yoksulluk sınırının ise 120 bin lira seviyesinde olduğu bir tabloda milyonlarca çalışan geçim mücadelesi veriyor. Türkiye’de yaklaşık 9,5 milyon kişi asgari ücret veya asgari ücrete yakın bir gelirle yaşamını sürdürmeye çalışıyor. Bu tablo, çalışanların önemli bir bölümünün emeğinin karşılığını alamadığını açıkça göstermektedir” dedi.
“Her dört öğrenciden üçü barınma sorunu yaşıyor”
Üniversite öğrencilerinin karşı karşıya kaldığı barınma krizine de dikkat çeken Engin Çoşkun, Türkiye’de yaklaşık 4 milyon üniversite öğrencisi bulunmasına karşın toplam yurt kapasitesinin 900 bin civarında olduğunu belirtti.
Çoşkun, “Bu rakamlar, her dört öğrenciden yaklaşık üçünün barınma konusunda ciddi bir sorun yaşadığını ortaya koyuyor. Ankara, İstanbul ve İzmir gibi büyük şehirlerde devlet yurdunda yer bulamayan bir öğrencinin ev tutması neredeyse imkânsız hale gelmiştir. Kira, depozito, faturalar ve diğer giderler hesaba katıldığında, asgari ücretle geçinen bir ailenin çocuğunun bu yükü taşıması mümkün değildir” ifadelerini kullandı.
Özel yurt fiyatlarının da birçok aile için ulaşılmaz hale geldiğini belirten Çoşkun, öğrencilerin yeterli kamu imkânı bulunmadığında farklı barınma seçeneklerine mecbur bırakıldığını söyledi.
“Sosyal devlet lütuf değil, haktır”
Devletin yurttaşlarının temel ihtiyaçlarını bir yardım anlayışıyla değil, hak temelli bir sosyal politika çerçevesinde karşılaması gerektiğini vurgulayan Çoşkun, açıklamasını şu sözlerle tamamladı:
“Devlet sadaka devleti olamaz. Devlet, yurttaşına hakkını vermekle yükümlüdür. Sosyal devlet anlayışı bir lütuf değil, haktır. Asıl ölçüt insanların insanca yaşayabilmesidir. İnsanca yaşam ise sürekli olarak vatandaşlardan sabretmelerini istemekle sağlanamaz. Çalışanın geçinebileceği, öğrencinin barınabileceği ve çocukların yoksullukla büyümeyeceği bir düzeni kurmak zorundayız.”