|
Tweet |
Yeni yaşam alanlarında ulaşım, eğitim, sağlık, ticaret, sosyal alanlar ve altyapının konutlarla birlikte planlanması gerektiğini vurgulayan Tanrıcı, “Vatandaşımıza anahtar vermek çok kıymetlidir ancak o anahtarın açtığı kapının arkasında yaşanabilir bir mahalle de bulunmalıdır. Antakya’da sadece konut değil, hayat inşa etmeliyiz” dedi.
ANAHTAR TESLİMİYLE SORUMLULUK BİTMİYOR
Deprem konutlarının tamamlanarak hak sahiplerine teslim edilmesinin Antakya’nın yeniden ayağa kalkması açısından büyük önem taşıdığını belirten Tanrıcı, yeni yerleşim alanlarının vatandaşın günlük ihtiyaçları dikkate alınarak değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Tanrıcı şunları söyledi:
“Depremzede kardeşimizin yıllar sonra kendi evinin anahtarını eline alması hepimizi mutlu eder. Yapılan her konut ve tamamlanan her proje Antakya’nın ayağa kalkması adına değerlidir. Ancak vatandaşımız evine yerleştiğinde çocuğunu hangi okula göndereceğini, hastalandığında sağlık hizmetine nasıl ulaşacağını, ekmeğini nereden alacağını ve işine hangi ulaşım imkânıyla gideceğini düşünüyorsa yeniden yapılanmanın henüz tamamlandığını söyleyemeyiz.”
MAHALLELER BÜTÜN İHTİYAÇLARIYLA PLANLANMALI
Yeni konut alanlarında okul, aile sağlığı merkezi, toplu taşıma, ibadethane, park, yeşil alan, çarşı ve günlük ihtiyaçlara yönelik ticari alanların birlikte düşünülmesi gerektiğini ifade eden Tanrıcı, şehir planlamasında insanın merkeze alınması çağrısında bulundu.
Tanrıcı şöyle konuştu:
“Bir mahalleyi sadece apartman blokları oluşturmaz. Mahalle demek okul demektir, sağlık hizmeti demektir, ulaşım demektir, esnaf demektir, çocukların oynayacağı park ve insanların birbiriyle buluşacağı sosyal alan demektir. Yeni Antakya’yı kurarken bütün bunları baştan planlamalıyız. Bugün konutu yapıp yarın okul, ulaşım veya altyapı sorununu çözmeye çalışmak yerine bütün ihtiyaçları aynı planın parçaları haline getirmeliyiz.”
ESNAF OLMADAN MAHALLEDE HAYAT OLMAZ
Yeniden yapılanmanın ekonomik boyutuna da dikkat çeken Tanrıcı, depremde iş yerlerini ve müşterilerini kaybeden küçük esnafın yeni yaşam alanlarının içerisinde mutlaka yer alması gerektiğini belirtti.
“Vatandaşımız yeni konutuna taşındığında mahalle bakkalını, fırınını, kasabını, eczanesini ve diğer ihtiyaçlarını da yakınında görmek ister. Depremde yalnızca evlerimiz değil, Antakya’nın ticari hayatı da büyük yara aldı. Yeni yerleşim alanlarında küçük esnafımıza ulaşılabilir şartlarda iş yerleri oluşturulmalı. İnsanımız evine kavuşurken esnafımız da yeniden kepenk açabilmelidir. Antakya’yı ayağa kaldıracaksak hem haneyi hem çarşıyı birlikte ayağa kaldırmalıyız.”
“ANTAKYA’NIN RUHUNU DA YENİDEN AYAĞA KALDIRMALIYIZ”
Tanrıcı, sözlerini şöyle tamamladı:
“6 Şubat bize çok ağır acılar yaşattı. Kaybettiğimiz canlarımızı geri getiremeyiz ancak onların hatırasına yakışan, güvenli ve yaşanabilir bir Antakya’yı hep birlikte kurabiliriz.
Cenab-ı Allah’ın izniyle Antakya yeniden ayağa kalkacaktır. Fakat hedefimiz yalnızca daha fazla bina yapmak olmamalıdır. Çocuklarımızın güvenle okula gittiği, yaşlılarımızın sağlık hizmetine kolayca ulaştığı, esnafımızın helal rızkını kazanabildiği, gençlerimizin geleceğini burada kurabildiği mahalleler oluşturmalıyız.
Konut yapalım, yollarımızı yapalım, altyapımızı tamamlayalım ama komşuluğumuzu, çarşımızı, kültürümüzü ve Antakya’nın ruhunu da yeniden ayağa kaldıralım. Çünkü bizim ihtiyacımız sadece yeni binalar değil, yeniden yaşayan bir Antakya’dır.”