|
Tweet |
Cezaevlerinde yaşanan kapasite sorunlarının yeni cezaevi projeleriyle çözülemeyeceğini belirten Kerimoğlu, asıl çözümün adalet sistemine duyulan güveni güçlendirecek yapısal reformlardan geçtiğini ifade etti.
CEZAEVLERİNDEKİ YOĞUNLUK ENDİŞE VERİCİ BOYUTLARA ULAŞTI
Kadir Kerimoğlu, son dönemde cezaevlerindeki tutuklu ve hükümlü sayısında yaşanan artışın dikkatle değerlendirilmesi gerektiğini belirterek, mevcut kapasitenin üzerinde oluşan yoğunluğun hem insan hakları hem de ceza infaz sistemi açısından ciddi sorunlar doğurabileceğini söyledi.
Kerimoğlu, “Ortaya çıkan tablo, yalnızca fiziki kapasite meselesi değildir. Bu durum aynı zamanda yargı süreçlerinin işleyişi, tutuklama uygulamaları ve infaz sisteminin genel yapısıyla ilgili kapsamlı bir değerlendirme yapılmasını zorunlu kılmaktadır” dedi.
TUTUKLAMA İSTİSNA OLMALI, KURAL HALİNE GELMEMELİ
Tutuklama tedbirinin hukukun temel prensipleri doğrultusunda istisnai bir uygulama olması gerektiğini vurgulayan Kerimoğlu, uzun yargılama süreçlerinin ve yargısal belirsizliklerin ceza infaz sistemindeki yükü artırdığını ifade etti.
“Adalet sisteminin temel amacı cezalandırmak değil, adaleti ve hakkaniyeti tesis etmektir. Tutuklamanın fiili bir cezalandırma yöntemine dönüşmesi, hem hukuk güvenliği açısından hem de toplumsal vicdan açısından ciddi soru işaretleri doğurmaktadır.”
GÜÇLÜ DEVLETİN ÖLÇÜSÜ CEZAEVİ SAYISI DEĞİL, HUKUKA GÜVENDİR
Bir ülkenin gelişmişliğinin yeni cezaevleri inşa etmesiyle değil, vatandaşlarının hukuka ve adalet sistemine duyduğu güvenle ölçülmesi gerektiğini ifade eden Kerimoğlu, hukuk devletinin güçlendirilmesinin toplumsal huzurun da temel şartı olduğunu söyledi.
“Övünülmesi gereken şey daha fazla cezaevi yapmak değil, vatandaşın adalet sistemine güven duymasıdır. Hukuki öngörülebilirliğin sağlandığı, yargı süreçlerinin makul sürede tamamlandığı ve herkes için eşit uygulanan bir hukuk düzeni inşa etmek zorundayız.”
TÜRKİYE’NİN İHTİYACI ADALETE GÜVENİ GÜÇLENDİREN REFORMLARDIR
DEVA Partisi olarak hukuk devleti ilkesini merkeze alan bir yönetim anlayışını savunduklarını belirten Kadir Kerimoğlu, açıklamasını şu sözlerle tamamladı:
“Türkiye’nin ihtiyacı daha fazla cezaevi değil, daha fazla adalet, daha fazla hukuk güvenliği ve daha güçlü bir yargı sistemidir. Toplumun devlete olan güveninin yeniden tesis edilmesi, ancak bağımsız ve tarafsız işleyen bir adalet mekanizmasıyla mümkündür. Hukukun üstünlüğünün hakim olduğu bir Türkiye, hem vatandaşlarımızın huzurunu hem de ülkemizin geleceğini güçlendirecektir.”